Fringe Teorilerim

F

Biraz önce, geç de olsa Fringe’in 3. sezonunu tamamladım. Daha önce blogda Lost’la ilgili birkaç yazı yazmıştım (#1#2#3). Hatta bir dönem FlashForward’ın (kaldırıldı) Lost’un yerine alabilme ihtimalinden bahsetmiş, mümkün olmadığını eklemiştim. Sanırım 3. sezon finali itibariyle; Lost’un verdiği hazzı tekrarlatacak dizi Fringe olacak. Kurgusu, hikayenin derinleşirken bozulmaması; kullanılan işaretler (Fringe Symbols) ve elbette rollerin hakkının verilmesi.

Başlamadan önce belirteyim; Fringe 4. sezon yayınını da resmi olarak garantiledi, yine Fox’ta devam edecek. Fakat 2008’de yayına giren dizinin akıbeti, reyting kaygılarından ötürü beklediğimiz gibi olmayabilir (sadece teori). Aşağıdaki tablo Wikipedia’dan alıntı.

2008’de dizi 9 milyondan fazla izleyici yayına başlamış ve sezon finalini yaklaşık 10 milyon izleyiciyle tamamlanmış. Aynı izleyicilerin, “izlemeye devam ettiği” algısı oluşmasın, arada izlemeyi bırakan, yeni katılan birçok izleyici de düşünüldüğünde benim tahminim yaklaşık 15 milyon izleyici diziyi takip etmiş. Lakin ilerleyen sezonlarda istikrarlı bir düşüş görünüyor. 2. sezona 8 milyon civarı izleyici ile başlayıp; 5.5 milyondan biraz fazla izleyici ile bitirmiş olması zaten enteresan. 3. sezonda ise (tahminim 2. sezon finali sayesinde) yine bir artış var fakat sezon sonu tam bir hayal kırıklığı.


Bu durumu göz önüne alındığından; FlashForward gibi zamansız ve üzücü bir son ile bitebilir. Bu durum Amerika’nın klişelerinden. FlashForward’ın aksine, Prison Break de tek sezon olarak kurgulanmış fakat gelen (pozitif) etkilerden ve reklam kaygısından ötürü 4. sezona kadar uzatılmış ve maalesef tadı kaçmıştı. Örneklerin de gösterdiği üzere: Seyirci, daha açık tabirle reyting ve para birçok şeyin önüne geçiyor.

Her neyse, gelelim diziye.
3. sezonu izlemiş ve bitirmiş biri olarak şu saptamayı yapmak sanırım yanlış olmaz: Fringe ilk sezon zaman zaman çıkışları olan, fakat bunun yanında birbiriyle alakasız görünen bölümlere rağmen merak, gizem ve bilimin kullanılmasıyla ayakta duruyordu. 2. sezon bahsettiğimiz çıkışların oranı artmaya başladı, ufak perdeler kalktı, hikayenin ne kadar derin olduğu, kişilerin geçmişi ve önemi belirginleşti. 2. sezon finalinin yaşattığı dumuru hatırlayanlar, dediklerime katılacaktır (Dunham alternatif evrende yakalanıyordu). Bu sezon ise bize, (bazı bölümler hariç) konunun amacının ne olduğunu anlatmaya başladı. İlk sezondaki parçalar birleşti ve Fringe her bölüm farklı olaylara değinen bir diziden, bu olayların iki paralel evren arası savaştan kaynaklandığını anlatan bir dizi haline geldi.

Tam burada bir parantez açıp; yazının girişine dönmek istiyorum. Olayların derinleşme benzerliği bakımından bu durum bana Lost’u andırdı. İlk 2-3 sezonunda da Lost aynı şekilde asıl durumdan bi’ haber hikayeler ve olaylarla ilerlemiş, ancak 50-60 bölüm sonrasında durum netlik kazanmıştı (The Others ve adadakiler arası çekişmeler vs). Bu benzerliği ben J. J. Abrams’a bağlıyorum. Fakat Abrams, sanılanın aksine senarist değil, yapımcıdır. Yani başlangıç kurgusu ve gidişat dışında diziye pek fazla karışmıyor. Yine de daha önce Fringe’de; Alias (ilk dizisi) ve Lost karışımı  bir etki olduğunu söylemek hatalı olmaz. Kısaca demek istediğim; aradaki benzerlerlikler ve başarıdaki temel sebep J. J. Abrams ve hikayeyi anlatış şekli.

İlk sezon izlediğimiz stand-alone gibi görünmesine (yani birbirinden bağımsızlız bölümler ve olaylar) rağmen en çok izlenen sezon olmasını bilimselliğe bağlıyorum. Günümüz şartlarında hayal olarak düşüneceğim durumların bilimle anlatılması ve her daim bir gizem katılması izleyiciyi diziye bağladı. Fakat karakterlerin ve geçmişlerinin az olması sebebiyle dizinin bu noktaya gelişi fazla uzadı. Bence izleyici sayısındaki düşüş bundan kaynaklanıyor.

3. sezon ise, finaliyle birlikte çok derinlere indi. Yavaş yavaş anlatayım:
Zamanı sürekli akan bir nehir olarak düşünün.  Bu nehirin herhangi bir yerinde yapılacak değişiklik nehirin sadece yönünü değiştirir, tabii buna bağlı olarak da bazı değişiklikler. Bu şimdilik kenarda dursun.

Eğer olaylara dışarıdan bakamazsak sürekli karışır. Şimdi, ilk 3 sezonun  bir kesit olduğunu anlatmak adına; 1. sezon 3. bölüme göz atmakta fayda var. Bölüm, otobüs içerisinde gerçekleşen olayı konu alıyordu. Bir saldırı gerçekleşmiş ve insanlar otobüs içerisinde donup kalmıştı. Aslında bu 2. sezonda da öğrendiğimiz üzere kehribar denilen dondurma olayıydı. Eğer yine 3. bölümdeki Ajan Broyles’ın sözlerini hatırlarsınız “1995’te CDC’deki olayın tekrarlandığından” bahsediyordu. Görüldüğü üzere, yapımcılar daha dizinin en başından, bırakın parçaları birleştirmeyi; onlardan haberdar dahi değilken bir şeyler anlatıyorlardı.

Gelelim az önceki zaman kavramına ve hikayeye: 1970’lerde oğlunu kaybeden Walter diğer evrene geçti, Peter’ı aldı ve bu evrene getirdi. Ardından da bozulmaları düşünerek makineyi icat etti. O dönem üzerinde deneyler yaptığı Olivia ve Peter’a göre makinayı ayarladı.  Hatırlarsanız, Olivia’nın cortexphian deneylerinde en göze batan çocuktu. Walter bunu bilerek makineyi icat etti. Dikkat: Makina ilk kez 1970’lerde icat edildi. Yani makinayı bizzat Walter, o dönem yanında olan W. Bell ile birlikte icat etti.

Daha sonra olaylar gelişti, önce paralel evrende sonra da bizim evrende bozulmalar başladı. Walter çare olarak paralel evreni kendi ürettiği makine ile yok etmeye karar verdi Peter sayesinde bunu başardı. Fakat ardından iki evrenin birbirine bağlı olduğunu, biri olmadan diğerinin anlamsız olduğunu fark etti. İş işten geçmişti, diğer evren olmadan, bizim evren yok oluyordu. Bunu 2011’de ilk kez Peter makineyi kullandıktan sonra fark eden Walter, makineyi 250 milyon öncesine göndermeye karar verdi. Böylelikle kendi evreni de yok olduktan sonra farklı bir yönde akan bir nehir başlatacak ve aynı hataların yapılmamasını temenni edecekti. Bu hikayenin ilk kısmı diyebiliriz ya da ilk yaşam döngüsü.

Hikaye tanıdık gelebilir fakat biz ilk yaşam döngüsünü izlemedik. Bizim Fringe’de izlediğimiz 3 sezon , ikinci yaşam döngüsüne aitti. Yani makinenin 250 milyon yıl öncesine gönderilerek zamanın değiştirildiği/müdahele edildiği yaşam döngüsü. Bu döngüde de yine Walter bir şekilde oğlunu kaybetti, karşı tarafa geçti Peter’ı tekrar getirdi. Bu noktada devreye gözcüler yani “Observer” dediğimiz zamandan ve mekandan bağımsız karakterler girdi. Peter ve Olivia’nın, daha önceki yaşam döngüsündeki biçilmiş rollerini (makinenin çalışmasındaki rol) bildiklerinden ikisine de yardım ettiler. Peter suya düştüğünde kurtardılar (evren değiştirirken), daha sonra sık sık Walter’a yol gösterip yardım ettiler falan. Yani Observerlar, Walter’ın nihai amacını bildiklerinden bir şans verdiler, buraya geri döneceğim(*).

Sonra Peter büyüdü, bir şekilde Olivia ve ekip ile yine yolları kesişti, ki zaten burada J. J. Abrams’ın tüm dizilerde alttan alta anlatmaya çalıştığı kader (faith) faktörünün önemini görüyorsunuz. Bilim, zaman ötesi, kuantum kavramları bir anda anlamsız duruma geliyor ve iş kadere bağlanabiliyor. Örnek mi? Aşağıdaki görüntü, Fringe’in 3. sezon finalindeki introdan alıntıdır. Daha önceki introlarda öne çıkartılan “Kaos Teorisi, Kara Delikler, Telepati” gibi bilimle ilgili terimler yanına “hope” yani “umut” geliyor.


Evet yolları kesişti ve iki evrende de tekrar bozulmalar başladı. İlk yaşam döngüsüne benzer bir şekilde. Ardından Walternative çözüm üretmeye çalıştı ve ilk sezonda gördüğümüz kehribar ya da şekil değiştiriciler (shape shifters) olaylarını denedi. İzlediğimiz ikinci yaşam döngüsü 250 milyon yıl önceden (Palezoik çağ) başladığı için makinenin tüm parçaları iki evrende de mevcuttu. Bu yüzden hem bizim evrende, hem de diğer evrende makinenin parçaları toplandı. Hatta Walternative’de parçaların olduğu yerlerden birisi bozulduğu için (kehribarla kapatıldı) FOlivia (Fake Olivia) bu evrene geçip parçayı almıştı.

Makinenin “eksik” çalışma planına göre -ki Walter çizmişti- Peter her şeyi kilidiydi. Bu yüzden ortada tek Peter olduğundan (diğer 1970’de öldü) iki Walternative oğlunu diğer evreni yok etmek için kaçırdı. Sonra olaylar karıştı ve Peter bir şekilde bizim evrene tekrar döndü. Çözümün Peter’la olmayacağını anlayan Walternative, hızlandırılmış hamilelik ile Olivia’dan, Peter’ın dnasını elde etti. Bu aslında süprizdi, çünkü kendisi de hamilelikten habersizdi. Hatta hiçkimsenin haberi olmadığı için, karşı evrendeki makinenin Peter’sız çalışmasına bizim evrendekiler şaşırdılar. Sonra Olivia son 2 bölümde olduğu gibi Sam Weiss’in yardımıyla önce anahtarı ardından da “eksik” olan çalışma planını buldular. Aslında makineyi durdurmak ve çalıştırmak için hem Olivia hem de Peter gerekiyordu. Olaylar çıkmaza girince Peter ve Olivia makineyi kullanarak diğer evreni yok ettiler ve son bölümde yaklaşık 30 dakika izlediğimiz olaylar gerçekleşti.

Karakterlerin her biri 15 yıl yaşlandı, mesela Ella büyüdü, Broyles rütbe atladı. Olivia ve Peter evlendi. Yalnız evrendeki bozulmalar, paralel evrenin yok olmasından dolayı hızlandı. Daha önce de anlattığım gibi iki evren birbirine bağımlıydı. Birinin bozulması, diğerinin de bozulması anlamına geliyordu. Bozulmaları arttıran da, 2. yaşam döngüsünde, Peter makineye girmeden önce bu evrene geçen Walternative oldu. Yani Walternative 2011’de makine çalışmadan karşıya geçti, olanları durdurmaya çalıştı fakat başaramadı. Kendi evreni yok olduğu için, bizim evrende kaldı. Zaman geçtikçe duygularından ötürü, bu evreni de yıkacak faliyetleri destekleyen bir terör örgütüne destek verdi. Ardından Olivia’yı 2026’da öldürdü.

Hapisten yine ihtiyaçtan dolayı çıkan (2008’de de öyle olmuştu) Walter Bishop, kendisini ziyarete gelen Peter’ın “250 milyon yıl öncesine açılan delikten” bahsedince durumun farkına vardı. Aslında makinanın 250 milyon önce gömüldüğünü, bunu da geçmişe gönderenin kendisi olduğu teorisi anlattı. Burada Peter: “Gönderme o zaman hiç bulmayalım, olsun bitsin” dedi fakat durum öyle değildi. İlk kez gönderildiğinde Walter’ın bahsettiği paradoks oluşmuştu. Makineyi gönderilerek yapılan müdahele çoktan yapılmıştı. Bu yaşam döngüsünde göndermemek, zaten müdahele etmemek anlamına geliyordu. Yani yeni bir yaşam döngüsü başlatmayacaktı. Teoriyi anlattığı sahnede, Peter’ın “Olivia öldü” sözüne “She won’t be” şeklinde cevap vermesi de, yeni bir yaşam döngüsü kuracağını gösteriyordu.

Bu yüzden Walter makineyi Peter’a da bahsettiği üzere evreni yok etmek için değil, Peter’ın bilincini taşımak için dizayn etti. Yani Peter makineyi kullandığında, paralel evrenlerden biri yok edilirse neler olacağını görecekti. (Ki zaten kendisi makineden çıktığında “mahşer gününü gördüm” diye de belirtti) Walter makineyi yeni haliyle (bilinç taşıma yapacak hali) tekrar geçmişe gönderdi. Ardından bizim izlediğimiz 2. yaşam döngüsüne ait evren de, tıpkı ilki gibi yok oldu.

Yeniden yaşam döngüsü başladı. Bu kez toprağın altındaki makine evrenleri yok etmeye değil, evrenlerden bir tanesi yok olursa, ne olacağını gösterecek bilinci taşımaya yarıyordu. 3. yaşam döngüsü başladı, fakat bu kez olayların sadece sonunu izledik. Yani döngünün başından sonuna kadar yine aynı olaylar gerçekleşti. Peter bir şekilde makineye binecek kadar ilerledi, fakat makineye girip çıktığında bu kez bilinci 2026’da eğer evrenlerden birisi yok olursa olacakları (Olivia’nın öldüğünü, kendi evrenlerinin de yok olduğunu) gördü. Bilinç taşımadan dolayı da bu makine kullanımında kan basıncı yükseldi, beyin dalgaları arttı. Ve makineden çıktığında 2026’da olanları bildiği ve teoride yaşadığı için (bilinci taşıdı) Olivia’yı görür görmez “yaşıyorsun” tepkisini verdi. Bu tepki diğerleri için anlamsızdı. Sonra herkesi bir köprü kurarak yan yana getirdi.

Ardından Walter’a dönüp ilk insanların aslında kendileri olduğunu yani makineyi onların 250 milyon öncesine götürüp gömdüğünü anlattı. Sonra da Peter ortadan kayboldu. Aslında Walter bunu da bilerek makineyi yeniden düzenleyip geçmişe göndermişti. Yani bilinç taşımanın kötü sonuçlar doğuracağının farkındaydı. Peter kendisine yan etkilerden bahsedince gözlerinin dalmasından ve ağlamaklı halinden bunu anlamak mümkün. (Son bölümde 37-38. dakikalar)

Ve gözcüler arasındaki aşağıdaki diyalog geçti:
– You’re right. They don’t remember Peter.
– How could they? He never existed. He served his purpose.

Bu kısım maalesef henüz anlam veremediğim yer. Gözcüler Peter’ın aslında var olmadığından bahsediyorlar ama bu nasıl bir var olmama henüz çözebilmiş değilim. Belki de tüm zaman ve mekan algısından bağımsız olduklarından Peter’ı gözcüler yaşama dahil etti yani müdahele etti ve mesajı verdikten sonra da aldı. Daha önceki bölümlerden bir gözcünün, başka bir gözcü tarafından olaylara müdahele etmemesi için telkinde bulunduğunu hatırlayın. Bu da gözcülerin olaylara direkt müdahele yerine, deneme yanılmayla anlatma yolunu tercih etmelerini açıklıyor. Evrenler arası savaşın doğru olmayacağını anlatmak için Peter’ı kullandılar. Ve bunu anlatmak 3 yaşam döngüsüne mal oldu.

*Birkaç bölüm önce gözcülerden bir tanesi Walter’a bedel ödeyeceğinden bahsetmişti. Sanıyorum bu bedel, Walter’ın dünyaları kurtarmak adına oğlundan fedakarlık etmesiydi. Bu kadarına yargı vermek için eldeki bilgiler bence yetersiz, 4. sezonu bekleyeceğiz.

Çok uzun oldu ama son kez toparlarsam:

  • (1) Walter, Peter’ı kaybetti, diğer evrenden getirdi, bozulmalara karşı makineyi icat etti ve Peter&Olivia sayesinde diğer evreni yok etti. Yok etmenin zarar verdiğini anlayıp 250 milyon yıl geriye makineyi gönderdi. Paradoksu başlattı. (Bu kısmı hiç izlemedik)
  • (2) Walter yine Peter’ı kaybetti, yine diğer evrenden getirdi, yer altında olan makineyi buldular, kullandılar ve diğer evren yok oldu. (Bu döngü kaç kere tekrar edildi bilmiyoruz, belki defalarca iki evren de yok oldu ve her seferinde yeniden başladı. Fakat bizim izlediğimiz kısmında Walter paradoksu fark etti. Farklı bir makineyi geçmişe gönderdi. Yaşadıkları evren yine yok oldu ama yeni bir çizgi başlattı)
  • (3) Walter yine Peter’ı kaybetti, yine getirdi, yine makineyi buldular. Fakat bu kez makine yok etmeye değil bilinç taşımaya yarıyordu. Peter kullandı ve evrenleri yok etmenin yanlışlığını görüp, onlara anlattı. Yani bunun paradoks olduğunu ve kırmınan yolunun da savaşmayı bırakmak olduğunu söyledi. (Bu bölümün de sadece makine kullanımı seyrettik)

Yazının en başında kesit izliyoruz derken bundan (2. yaşam döngüsü) bahsediyorum. Yine hikayenin ortasını izliyoruz.

4. sezonda muhtemelen Peter’ın bu uğraşıyla geçecek. Evet Peter 4. sezonda da dizide olacak. Bununla ilgili resmi bir açıklama geldi, ama nasıl olacağını konusunda henüz bir açıklama yok. Sanıyorum gözcüler ve zamanda geriye/ileri gidiş hakkında daha fazla detay öğreneceğiz. Sam Weiss’i bu noktada ayrı bir yere koymalı. Tekrar devreye girecektir.

Not: Yazı çok uzun oldu farkındayım, kafa karışıklığı yaşamamak adına tekrar okumak istemedim. Düşük cümleler, anlatım bozuklukları ve imla hataları mutlaka vardır. Bir süre sonra onları da düzeltirim, gördüklerinizi belirtirseniz sevinirim.

Not 2: Tamamını okuduysanız teşekkür ederim. Ayrıca lütfen görüşlerinizi ve kendi teorinizi aktarmaktan çekinmeyin. Gerçi ben anlattıklarımın, büyük kısmı dizideki detaylarla doğrulanabiliyor, yani teori olmadığını düşünüyorum. Şimdi işimiz yoksa 6-7 ay bekleyeceğiz. Bu yazıyı sezon başlamadan hemen önce tekrar okuyup, yeni sezonla birlikte düzeltmeyi düşünüyorum. Haydi bakalım.

 

8 Yorum

  • çok sağ ol sayende bütün kafa karışıklığım geçti vallahi:) ben de 3. sezonu yeni bitirdim ve bir süre aval aval ekrana baktım sonra da google’da 4. sezon hakkında bilgi ararken senin bu yazını buldum. şu an kafamda her şey açıklığa kavuştu; çok güzel anlatmışsın; çok makbule geçti:)

  • benim aklıma takılan şu hatırlarsan william bell olivianın beynindeyken beine girdiklerinde birisi zeplinden atlamıştı ben onu sam wies olarak düşünmüştüm ama olmadı o konuda bir fikrin varmı

  • bütün cevapları aldım diyebilirim,çok teşekkürler inanın benim aklıma böyle bir döngü olacağı aklıma gelmezdi parçaları birleştirince çok çok mantıklı geliyor,4.sezon ile ilgili finalde savaş bitti barış içinde yaşayacağız gibi bir senaryo vardı,peterin hiç var olmamasıyla ilgili ya Walter zaten buna bir çözüm bulmuştur ya da bebek?sonuçta hiç var olmamış birinin bebeği olamaz.bir yerde 6-8 sezon devam edebilecek senaryo derinliği var demişti senaristler.kesin bunuda düşünmüşlerdir

  • 4. Sezon resmi olarak basladı. Az önce yeni bölümü de izlemiş bulunmaktayım. Çok daha fazla sorulara gideceğimiz yeni bir sezon gibi gözüküyor.

  • huuuuhh okurken baaya bi yoruldum bazen beynim okudklarımı anlamakta güçlük çekti ki bunu bütün gün 3.sezonu izleyip geç saatte bu yazıyı okumama veriyorum 🙂 Ama nasıl aydınlatıcı oldu anlatamam teşekkür ederim oğulcan 🙂 yarın da 4.sezona başlayalım bakalım 🙂

Oğulcan

Arşivler

Kategoriler